“Savaş bölgesine hoşgeldiniz.
Bu ofiste dosyalar dolusu asker ve sayfalarca savaş uçağı var.
Şimdi arkanıza yaslanın ve harabeye dönmüş şehirlerin farkına varın.”

savaş bölgesi

İş yerindeyken dışarıda devam eden hayatın ne kadarına tanık olabiliyoruz? İş yerlerimiz savaşın neresinde konumlanıyor, biz bu savaşın parçası ya da temel taşlarından mıyız aslında?
Ofisine, fabrikasına, şantiyesine tutsak beyaz yakalılar olarak barışı mümkün kılabilir miyiz? Savaşla yıkılan kentlerin, yerinden etme ve güvenlik bağlamında yeniden inşası sürecine dahil olmamayı seçebilir miyiz? Bireyler olarak barış demenin dışında işçiler olarak savaş politikalarını ve savaşı boşa çıkartabilir miyiz?
Tarayıcının penceresinden görünüp de ofisin penceresinden görünmeyen ne? “Penc” beş anlamına gelir, “re” yol… Pencere; bu dört duvar arasında kapalı kalanlar için beşinci yol…

Şimdi zaman, zihnimizin pencerelerini açıp başka bir bakış açısı oluşturabilmenin zamanı.. Filmle, müzikle, söyleşiyle… Ve gördüklerimizi birlikteliğimizle büyütebilme zamanıdır.

Oğuzhan Kaya’nın 27. İstanbul Uluslararası Kısa Film Festivali’nde ve 22. Adana Altın Koza Film Festivali’nde ödül alan deneysel kısa filmi Savaş Bölgesi’ni izleyip filmin yönetmeni ve yazarı olan Oğuzhan Kaya eşliğinde filmi ve içinde olduğumuz döngüyü konuşmaya çağırıyoruz sizleri…

 

 

Yazar dt