(Bu karalama birkaç ay önce iş yerinde tuvalete gittiğimde, kronometreyi açmayı düşünmeme vesile olan Sistem’e ithafen kaleme alınmıştır)

Kapitalizm Sağlığa Zararlıdır! : ‘2002-2014 yılları arasında hizmet sektörü çalışanları üzerinde naçizane bir inceleme’

– Günde kaç saatini mesaiye ayırıyorsun (işe gidiş-dönüş için harcadığın zaman dahil)

– Bu zaman zarfında verilen mola yeterli mi diye sormayacağız; ‘çiş’ e gitmeye vakit bulabiliyor musun?

– 5-6 saat masa başında kalıp da kalktığın an: ‘bir dahaki sefere çişimi kaç saniyede yapıyorum’ diye kronometreyi açma düşüncesi aklından geçti mi?

– Ya da ‘pipim olsa da suratınıza işesem’ diye hayal kurduğun oldu mu?

– Sistemin temel davranış biçimi olan; yedek işçi ordusunu dışarda geleceksizliğe mahkum edip, içerde senin ananı ağlatma politikasının, midende yarattığı etkiyi tarifler misin?

– ‘Karlı büyüme’ stratejileriyle, ilk olarak personel giderlerini en aza indirgemekte hiçbir beis görmeyen sistem sayesinde; 3 kişinin yapacağı işi sana yüklüyorlarmış, sense; işini kaybetme-iş bulamama korkusuyla ‘irade yitimine’ uğruyormuşsun. Bu doğrultuda ‘kaybedecek hiçbir şeyim yok!’ sözünü ne kadar sıklıkla yineliyorsun?

– Uzun çalışma saatleri nedeniyle toplumsal yaşama çok az zaman ayırabildiğine dair bir söylenti dolaşıyor. Haklılık paylarına, yüz üzerinden kaç verirsin?

– ‘Ulan, sakallı amcayla, mütevazılıği lügatımıza yerleştiren kankası: günde 4,5 saat uyuyorlarmış!’ gündeme yetişeyim, artı-zaman yaratayım artistliğiyle, onlara özendiğin kaçıncı günün sonunda, iş yerinde geri dönülmez hatalar yapıp, ‘götü tutuşmak’ deyiminin hakkını verdin?

– Kapitalizmin kronik krizleri, bünyende kronik yaralar açtı mı?

– ‘İş yeri şiddeti’, hormonlarında ne kadar belirleyici?

– Mesela; sütten kesildiğin ya da adetten kesildiğin oldu mu?

– Erken menopoz bir safsata değilmiş ha?

– Aşırı stres, yorgunluk, kızgınlıkla harmanlanmış ruh halinin, erken gelen andropoza davetiye çıkardığını biliyor muydun?

– Sakallı amca: emeğinin kapasitesi arttığı halde ücretinin düşmesinden bahseder ve ekler; ‘kapitalizm insanların gelişmelerini engeller, onları yozlaştırır ve insanlıktan çıkarır!’

İnsanlıktan çıkıp, kendini bir boğa, müşterileri kırmızı pelerinli insanlar olarak ne sıklıkla görüyorsun?

– Madem boğa konusunda hemfikiriz. Peki, işe girdikten sonra burun deliklerinin büyüdüğünü fark ettin mi?

– Kış günü buz gibi su içme ya da dondurma yeme eylemiyle, ateşler içinde yanmayı yeğleyip, işe gitmeme fikrinin cazibesi seni de cezbetti mi?

– ‘Yarın farklı olacak!’ deyip; neşe dolu bir alarm sesiyle güne merhabaaa! Diyerek yola düştükten sonra, daha öğle aranda protest müzik eşliğinde iki lokma ağzına atıp, art arda sigara içişin hangi sıklıkta tekrarlanıyor?

– Başarının cezalandırıldığı bir sistemde, onca kitap devirip, üniversite kapısından geçip giderken, iyi bir iş hayalin vardı. Âma herkesin yanında mutlaka bir arkadaşı: ‘oğlum bak beni dinle, bırak bu kurumsal şirketlerde kariyer hayallerini, gel bir çorbacı açalım, ilerde lokantalar zinciri açarız!’ demiştir. O arkadaşa hak verip; ‘zincir olmasa da olurdu be!’ dediğin oldu mu?

– Hangi sıklıkta iddaa-loto-toto bayisinde kendini buluyorsun? Bu kendini bulma hali, genellikle ay sonuna mı denk düşüyor?

– Sistemin, tüketim toplumu yaratma kabiliyetini teyit eder nitelikte, baştüketici 1000 odalı saray inşa ettirip ‘Mülk, Kapitalizmin Temelidir’ i gözüne sokarken, senin; tek mülkün: 1000msj-1000mb-1000dak paketli, taksitini bitiremeden umarım işten atılmam dediğin telefonunken; ‘yeter ulan’ diyen içindeki isyan çocuğu ne zaman gün ışığına çıkacak?

– Son olarak: Güneşe hasret çalıştığım bu mekâna, birgün mutlaka Haziran’ın güneşi girecek! Hayalini hangi sıklıkla tekrarlamaya başladın?

Yazar dt