10154916_236202589917288_7987005499703150224_nBilinen bir üniversiteden mühendis olarak mezun olmama rağmen, mesleğimi yapabilmek, içeriksiz bir işte çalışmamak için uzun bir süre iş aradım. Yaklaşık 1 sene maddi kaynak sağlayabilmek için yarım zamanlı işlerde çalışmam gerekti. Sonrasında bir fabrikada iş buldum. Mesleğimi çok sevdiğim için haftada en az altı gün, günde yaklaşık on saat işe gitmekten gocunmadım. İş öğrenmek için bir süre sürünmem gerekebileceği önceden söylenmişti. Fabrikada çalıştığım için şehre bir buçuk saat uzaklıktaydım (trafiksiz zamanlarda yani). İş yerinin servisi yoktu ve maaşımızı da zamanında ve anlaşılan miktarlarda alamıyorduk. İş yerine ulaşabilmek için verdiğim yol parası neredeyse maaşımın üçte biriydi. Bir buçuk saat mesafedeki işe ulaşmak için harcadığım zamansa indi bindi, otobüs bekleme süreleriyle iki saati geçiyordu. İşten başka bir hayatım olmadığı için, stres, sıkıntı, yorgunluk ve gerginlikten ibaret bir insan olmuştum. Ama dediğim gibi, ben bunu bir süreç olarak görüyordum, daha çok çalıştığımda iyi koşullara erişecektim. Bu çalışma temposuna bir yıl gibi bir süre dayanabildim. Sonrasında görece daha iyi koşullarda çalışacağım bir iş buldum. Hala bir fabrikadayım ve merkeze bir buçuk saat mesafedeyim. Bu sefer işyerimin servisi var, ancak özel araçla gelsem 45 dakikada gelebileceğim mesafedeki işe servisler birbirine alakasız mesafedeki her semtten geçtiği için ulaşım tam bir kâbus oluyor. Servisler eşya taşımak için tasarlanan araçlara koltuk koyarak hazırlanmış olduğu için iki yılda pek çok arkadaşım gibi ben de bel ve diz hastalıklarına sahip oldum. Bu yol koşullarına katlanmak istemiyorsak, gün içinde, öğle tatillerinde, yine de iş yetişmiyorsa evde çalışmamız gerekiyor.

Bu çalışma sürecinde şunu öğrendim, biz dur demedikçe, dur diyecek gücü kendimizde bulamadıkça, şirketler bizi hep farklı görüntüde ama gittikçe kötüleşen koşullarda çalıştıracaklar. Şu ana kadar sahip oluğumuz haklar, birilerinin mücadelesiyle elde edilmiştir. Güvenceli iş, insani çalışma ortamları için aynı mücadeleyi ancak bir arada durarak verebiliriz.

Beyaz Yakalı Fabrika İşçisi

Yazar Eralp Arslan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir